25 Mayıs 2009 Pazartesi

zümrüt anka efsanesi

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı' nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

Kuşlar Simurg' a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg' u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg' un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg' un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş" ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.

Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg' muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

ilk basta güzel bi yazı ile baslıyalım :)


Otur yanıma gel,yoksul insan ezilmiş insan, gel sana savaşmayı öğreteceğim, yoldaş olacağız... Ordan bizim gecekondu mahallerine gideceğiz ordada oturacağız yanına insanların onlarada savaşmayı öğreteceğiz onlarlada yoldaş olacağız... Bir gece vakti olacak parklara uğrayacağız bir koşu alıp geleceğiz ordaki insanlarıda sonra onlarada savaşmayı öğretceğiz.. onlarlada yoldaş olacağız... Sonra bir mayıs akşamı,hani mayısın başı,yani biri,1 mayıs! ben diyeceğimki sana git koş! tornacı kadir ustayı çağır, madenci recebi, tekstil işçisi bizim yetim fatmayı,hani tanırsın onu babası daha hızlı çalışmak daha fazla üretmek için,iki adım ötedeki demiri almayıp elini sokmuştu makinanın altına,sonrasını biliyon zaten... İşte sen biliyon çağır hepsini,deki ; Sizi emeğinize sahip çıkmak adına meydanlar çağırıyor,hak edipte alamadığınız bütün herşey sizi bekliyor sabırsızca bekliyorlar... sonra onlarda gelecek onlarlada yoldaş olacağız ... onlarada öğreteceğiz savaşmasını... Bak şurda anlaşalım heval herkese savaşmayı öğreteceğiz tamammı? çirkin birşey diye düşünmiyesin,güzelin savaşını vermekten daha güzel ne olabilirki? zulme kurşun yağdıracak gökyüzü,işte o zaman gökyüzü biz olacağız! Bizim çocukların apartman yapmaya çalıştığı taşların üstüne çıkıp, şöyle bir bakıp çevreye.. ayaklarımızın altındaki o güçlü yapıtın sağlamlığının verdiği güvenle öğreneceğiz savaşmayı...